Hayvan Şekilleri ve Sembolleri

Gerek arkeolojik sistemde ve gerekse kitabımıza asıl konu olan definecilik literatüründe hayvan ve hayvandan üretilen semboller ağırlıklı olarak karşımıza çıkan motiflerdir.

Kitabımızın belki en önemli fayda sağlayacak yönlerinden birisi burada işlenen hayvan sembollerinin ifade ettiği anlamlarının ortaya konulması olacaktır. Zira özellikle defineci kesimin her gördüğü hayvan motifini para var zannına kapılarak kırıp dökmesi ya da arayışlara girmesi çokça bilinen bir gerçektir.

Yıllardır define meraklısı olan kişilerle birebir olan görüşmelerde anlatmaya ve yönlendirmeye çalıştığımız bu noktadaki gerçekler, umarız bu satırların dikkatle okunması ve hayata geçirilmesi ile layık olduğu konuma oturacaktır.

Çoğunlukla tanrıların sembolleri olarak algılanması gereken hayvan motifleri bir bakıma zaman zaman da define arayışında olan insanların genel duyumlarıyla doğru orantılı olabilmektedir. Ancak bazı sosyokültürlerin gereği olan motifler veya farklı kontekstlere ait olan bu gruptaki ideogramlar yapılışı ve ifadesi bakımından nereye ve hangi düşünceye hizmet ederse etsin, mutlaka sembolle ilgili derinlemesine bir bilgiye sahip olmanın gerekliliği kaçınılmazdır.

Biz kitabımızda bunlardan sansar, yılan, kaplumbağa gibi birkaç hayvan motifinin ifade ettikleri anlamları bakımından yeterli anlatımlarını yapmaya çalıştık. Oradaki resimler iyice incelenip olayın perde arkası görülmeye çalışılırsa bohçalanmış olan düşüncelerin nasıl çözüldüğü de rahatlıkla görülecektir.

Hayvan kültleri arasında en önemli yer tutan kuşkusuz boğa kültüdür. Boğa kültü Yunan mitolojisindeki birçok mit içinde yer almaktadır. Boğa kültünün Anadolu kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Ancak Girit’e kültür olarak yakın olan Mısır’da da boğa ile ilgili Apis ve Hather kültlerinin olması kültürel etkileşimin daha karmaşık olduğunu göstermektedir.

Dini Tasvirler Kullanılırdı

Dini tasvirlerde ayrıca, hayvan başlı, insan vücutlu tasvirler de görülmektedir. Bunların maske takılarak yapılan dini törenlerle ilişkili oldukları düşünülmektedir. Bu varlıkların aynı zamanda libasyon hizmetinde bulunduklarının da görülmesi bu törenlerle olan ilişkiyi güçlendirmektedir.

Geçmiş zamanlarda Mısır’da olduğu gibi, bazı hayvanlara tanrıymış gibi tapılmıştır. Ya da tanrılarla eşdeğer görülecek biçimde çok üstün vasıflarıyla düşünülmüştür. Bu tür kültün izlerine ancak M.Ö. VIII. Yüzyılda rastlıyoruz. Dünyanın çok ücra bir köşesi olan Arkadia’da kısrak başlı bir Demeter’e ve bir kurt Zeus’a tapınıldığını biliyoruz.

Pek fazla sayıda hayvan dinsel yönden büyük bir saygı ve ihtiram görüyordu. Birçok hayvan kendilerine atfedilen kutsallıktan dolayı tanrılara amblem oluşturmuş, ya da pek çok yerde olduğu gibi onlara adanmışlardır.

Örneğin; koyun hayvanı Güneş tanrısı Helios’a, at ve tavus Hera’ya, kaplumbağa Pan’a adanmıştır. Yırtıcı kuşlar ise inançlara göre tanrıların mesajlarını iletirler. Onun için bu türden olan kartal hayvanı bütün kültlerde kutsiyetini korumuş ve devam ettirmiştir. Karga ve çalı kuşu gibi kuşlar ise ötüşleri ile – anlayanlar için – geleceği açığa vururlar, gelecek günler hakkında bir takım söylemlerde bulunurlar.

Köpek hayvanı sevilen bir arkadaştır. Kedi hakkında hemen hemen hiçbir şey yazılmaz ve üzerinde dahi durulmaz. At hayvanı özenle ve itinayla süslenir, figürlere konu edilirdi. Binek olarak ya da savaşların vazgeçilmez asli unsuru olarak, ya da yarışların özgün varlığı olarak ve zenginlerin isimleri ile anılacak kadar önemli sayılırdı.

Yunan, Roma ve Bizans kültürlerinde hayvan kurban edilmesi tanrılara pek hoş gelirdi. İnançlara göre her uygarlığın, her bir tanrıya layık bulduğu bir hayvan türü vardı. Ayrıca yine inançlar gereği her tanrının hoşuna giden bir hayvan cinsi vardı. Pindos dağlarındaki genç çobanlar ayı yavrularını daha küçücükken yakalar; onları tanrıça Afrodit’e sunmak üzere koyun sütüyle beslerlerdi.

Yine karaca / geyik motifleri duvar ve mezar süslemelerinde sıkça kullanılan hayvanlardandır. Apollon gibi büyük bir tanrıya ise Delos adasında yapılan bir dizi aslan heykeli adak olarak sunulmuştur. Kralların saray, oda, savaş gereçleri gibi kullanım alanlarına ve asa gibi el gereçlerine kadar giren kartal motifleri yine bu çerçevede değerlendirilebilirler. Bir aslan ya da kartalın hançer, kılıç gibi bir alete işlenmesi o hayvanlardaki heybet ve kuvvetlerin ancak bulunabileceği kral ve büyük komutanlara ait bir motiftir.

Yunan kültüründen sonra rastlanıyor olmakla birlikte, ilk dönemlerde sığır hayvanına pek rastlanmaz. Sonraki Roma ve Bizans dönemlerinde ise öküz hayvanı çeşitli şekilleri ile sıkça işlenen bir motiftir. Domuz ise bütün çirkinliği ile hakaret unsuru bir hayvan kabul edilmekle beraber, beslenmedeki ve üremedeki üstün yapısı nedeniyle bir küçükbaş hayvan olarak çoğu kültürlerde önemli bir yere sahip olmuştur.

Güvercin, Kirpi, Şahin Gibi Hayvanlar

Bu çerçevede biz güvercin, kirpi, şahin, doğan, deve, ayı, at ve fil gibi pek çok hayvanı değişik şekil ve kılıklarıyla kaya ve mermerlerde işlenmiş figürler olarak görebilmekteyiz. Ayrıca bütün hayvanların mezar, ev, saray ya da değişik ören yerlerinde ilgili kişilere ait konumları belirleyecek biçimde çok değişik şekil ve karakterlerde işlendiğini de görebilmekteyiz.

Bütün bu karmaşık figürler bazen ölen kişilerin sağlığındaki hayat tarzını ve sosyal statüsünü mezar stellerine yansıtmakta olduğu gibi bazen de tanrıların sembolleri olarak karşımıza çıkmakta, nadir olarak da mezar ve para gömüsü yerlerini anlatıyor olabilmektedir.

Çoğu kez de dini inançları kuvvetli olan bireyler; özellikle Hıristiyan toplumlarında kendi el çalışmaları olan heykel ya da benzeri objeleri sevip saydıkları kişilerin ölümleri halinde mezarlarına armağan olarak bırakmaları sıkça rastlanan davranış biçimidir. Bazen de kiliselere bu tür objelerin hediye edilerek kutsal bir davranış sergilendiğine inanıldığını görmekteyiz. İşte bu tür armağan bırakmalarda kullanılan objeler eğer hayvan motifleri ise mutlaka armağanı bırakan ya da bırakılanın sosyal yapısı veya o toplumun değer verdiği bir inanışın sembolü olarak algılanmaktadır.

Ancak bizim konumuzla alakalı olarak define yerlerini belirlemede kullanılan hayvan motifleri ayrı özellikler taşımaktadır. Define yerlerine nişan olarak bırakılan havyan resimleri bazen bir müjdeyi ifade ettiği gibi bazı hayvan motifleri de anaparanın yerini gösterir. Bu şekilde ifade edilen ve gömü yerlerine işaret olarak işlenen hayvan motifleri, gömülen paranın büyüklüğüne ya da kutsiyetine bağlı olarak özellikle seçilir.

Bu Konuda Bir Örnek Verelim

Örneğin annesi yanında bir, üç, beş veya yedi adet gibi sayılarda işlenen yavru hayvan figürleri kesinlikle büyük parayı ifade etmezler. Aksine bu tür küçük hayvan resimleri şayet bir gömünün nişanı ise ya da dağınık paraların habercisi ya da aldatıcı müjdesidir. Gömücü böyle yapmakla para arayanların ilgisini asıl hedeften saptırmaya çalışmaktadır; ya da kendi mantığı ile bu parayı daha sonra arayacak veya bir başkalarına tarifte bulunacaksa iz sürmek üzere belirleyici ön işaretler olarak serpiştirmektedir.

Bazı anlatanlara göre sayılı (yavrulu) hayvanlar sayıdaki bölge numarasını gösterir. Beş civcivli tavuğun beşinci bölge olarak belirlenmiş olması gibi… Bu konuyla ilgili olarak özellikle civcivli tavuk, yavrulu domuz, yavrulu ayı, sıralı deve gibi grup motiflerin anlamları ilgili hayvanların isim başlıkları ile sırası geldikçe işlenecektir.

Hayvan motiflerinde bir başka özellik de oyma, kabartma ya da kaya veya mermerden şekil olarak işlenmiş olmasıdır. Bu özellikler şayet gömüleri ifade ediyorsa gömünün, gömü sahibinin veya ölümüyle kendisine armağan bırakılan kişinin önemini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla çoğu zaman bu tür hayvan motifleri definenin miktarı ve özelliği hakkında da bize bilgi verebilmektedir.

Burada önem arz eden bir husus şudur ki; oyma resimlerle ifade edilen hayvan figürlü bir define hiçbir zaman kabartma ve heykel olarak işlenen hayvan figürünün işaret ettiği define kadar büyük olmayacaktır. Bu sebeple birçok defineci hayvan figürleri içinde özellikle kabartma olanlara can atarlar.

Şunu hemen belirtelim ki oymalarla ifade edilen hayvan resimleri fakir ya da orta halli kişilerin sembolü olabildiği gibi, muharip ya da eşkıyaların zaman ve imkân yetersizliğinden işledikleri motiflerdir. Oysaki mermer üzerine işlenmiş kabartma çalışmalar mutlak uzun ve değerli bir çalışmanın ürünü olup göstereceği yerdeki define de büyük olacaktır. Bunun adını define yerine hazine olarak ifade etmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

Bu çerçevede arazilerde, yerleşimlerde ve kayalık alanlarda sık sık görülebilecek olan hayvan sembollerinden bir kısmını anlamlarının çözülebildiği kadarıyla aşağıda veriyoruz. Yalnız unutulmamalıdır ki; anlamlarını verdiğimiz bu işaret ve semboller her birinde kesin sonuçları ifade etmeyecektir. Biz olabildiğince işin hem bilimsel yanıyla ve hem de edinilen bu yoldaki tecrübelerden yola çıkarak sizleri yönlendirmeye çalışıyoruz. Amacımız sadece bu konularda yardımcı olmak ve o çerçevede bilgiler sunmaktır.

Hayvanların Anlamları Her Zaman Aynı Olmaz

Kaldı ki; hayvanların ifade ettiği anlamlar farklı devirlerde farklı anlamlar taşıyabildiği gibi; aynı devirde yaşayan uygarlıklarda bile değişik anlamlarla yüklenmişlerdir. Ayrıca her ferdin kendine özgü olan anlayışıyla bu türden motifleri çizmiş olabileceğini, eşkıyaların farklı mantıklarla resimler yapabileceğini ve hatta yapılan hayvan resimlerinin sırf aldatmaya yönelik olabileceğini de akıldan çıkarmamak gerekir.

Günümüzde pek çok işaret okuyucusunun da her hangi bir aynı resme farklı anlamlarla yaklaştığını gayet iyi biliyoruz. Epigrafi ile uğraşan akademik kariyer sahibi bilim adamları ise; definecinin penceresinden yapılan bakışa dudak büküp geçmektedir. Biz de bu kitabımızda bazı hayvan sembollerinin defineye değil; üremeye veya farklı kültürel öğelere dayandığını bilimsel kaynaklara dayanarak sık sık izah etmeye çalıştık.

Bu çerçevede Türk arkeolojisine çok kıymetli çalışmalarıyla, her türlü takdirin fevkinde bir eser kazandıran ve eserinden çok büyük ölçüde yararlandığımız merhum Mehmet ATEŞ’i burada rahmet ve saygı ile yâd ediyoruz. Bu meyanda eşine ait eserden yararlanmamıza izin ve alıntı imkânı bahşeden değerli eşi saygıdeğer Naile ATEŞ hanımefendiye en içten dileklerimizle sağlıklı uzun bir ömür ve çalışmalarında başarılar diliyoruz.

İnanıyoruz ki eşinin yarım bırakıp kendisine manen teslim ettiği ilmî mirası sonuna dek takip edip Dünya arkeolojisine armağan edecektir.

Anadolu topraklarında definecilerin sıkça rastladıkları ve ne anlam taşıdıkları hususunda bilgi sahibi olamadıkları bir kısım hayvan motiflerinin ifade ettikleri anlamları aşağıya alıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.